Fit Hub Blog Sayfa 56

Coronavirus Nasıl Bulaşır?

0

Yeni koronavirüsü bir solunum yolu hastalığıdır. Bu hastalık öksürme, hapşırma veya aksırma gibi durumlar sonucunda etrafa yayılan damlacıkların diğer kişilerin ellerine yapışması ve kişilerin bu virüsleri elleriyle göz, ağız, burun gibi vücut bölümlerine dokunmasıyla kişiden kişiye taşınır. Hastalığın bu taşınma şekli hızlı bir şekilde bulaşmasına neden olmaktadır. Bu nedenle özellikle el temizliğimiz bu hastalıktan korunmak için büyük önem arz etmektedir.  Koronavirüs (COVID-19) ‘a neden olan virüsten korunmak için kapsamlı temizlik ve ardından dezenfeksiyon gerekir. Virüslerin cansız yüzeylerde hayatta kalma süresi, vücut sıvısı miktarı, mevcut solunum damlacıkları, çevresel sıcaklık ve nem gibi faktörlere bağlı olarak değişecektir. Bu nedenle bazı konularda bilgi sahibi olmamız gerekmektedir (1). 

Reklam

Social Distancing Nedir?

0

Kelime anlamı ile “Social Distancing”, sosyal mesafelendirme veya fiziksel uzaklaşma, bulaşıcı bir hastalığın yayılmasını durdurma veya yavaşlatma amaçlı bir dizi ilaç dışı enfeksiyon kontrol eylemidir. Sosyal uzaklığın amacı, hastalık taşıyan insanları ayrıştırarak hastalığın bulaşma seyrini en aza indirgemek için enfeksiyon taşıyan kişiler ile enfekte olmayan kişiler arasındaki temas olasılığını azaltmaktır (1).

Sosyal uzaklaşma yöntemi en çok, bir enfeksiyon damlacık yoluyla (öksürme veya hapşırma) bulaşıyorsa etkilidir; cinsel temas da dahil olmak üzere doğrudan fiziksel temas; dolaylı fiziksel temas (örneğin kirli bir yüzeye dokunarak); veya hava yoluyla bulaşma (eğer mikroorganizma havada uzun süre hayatta kalabilirse) gibi durumlarda bu yöntem uygulanmaktadır. Sosyal uzaklaşma yöntemi bu nedenle coronavirus karşısında en etkili yöntemlerin başında gelmektedir.

Dünyanın dört bir yanındaki hükümetler ile sağlık hizmetleri corona virüsün yayılmasını durdurmak için insanlara sosyal olarak aralarına mesafe koymalarını tavsiye ediyorlar. Coronavirus yayılmasının engellenmesi için uygulanan bu yöntem evde kalmayı, kalabalıklardan uzak durmayı ve insanların birbirlerine dokunmaktan kaçınmalarını öğütlemektedir.

Reklam

Covid-19 Salgınında D Vitamini Almalı mıyım?

0

Yazan Diyetisyen Merve Doyranlı

Sosyal izolasyon kapsamında ülkemizde ve dünyada evde geçirilen süre oldukça artmıştır. Vücutta üretilen D vitaminin formunun ise çoğu yemeklerden değil güneş ışığından gelmektedir. İhtiyacımız olan tüm vitaminleri ve besinleri sağlayan bir diyetle bile yeterli D vitamini seviyesini yakalamak pek olası değildir. D vitamini sağlıklı kemikler, kaslar, dişler için kalsiyum ve fosfor ile birlikte çalışır. Sağlıklı bir D vitamini seviyesi için 1 yaş üstü çocuklar ve yetişkinler için günlük 10 mikrogram D vitamini takviyesi önerilmektedir. Karantinada evde geçirilecek süre içinde güneş ışığı ve düzensiz beslenme sonucu D vitamini seviyeleri etkilenebilir. Bu nedenle, iyi bir diyete ek olarak D vitamini takviyesi de önerilmektedir.

Takviyenin yanı sıra, D vitamini yönünden zengin besinleri de diyetinize eklemelisiniz. Yağlı balıklar (dilerseniz Omega-3 takviyeleri), yumurta, et ve D vitamini ile zenginleştirilmiş sütleri alışveriş listenize ekleyebilirsiniz.

Reklam

Evde El Dezenfektanı Nasıl Yapılır?

Yazan Cansu Beril Kızılırmak

Virüs ve bakterileri etkisiz hale getirmenin çeşitli yolları vardır. Bunlardan biri sterilizasyondur. Sterilizasyon mikroorganizmayı barındıran besin veya cismin 110-120 santigrat dereceye kadar ısıtılmasıdır. Bir diğer yöntem alkol ile temizliktir. 100 ml suya 20 ml saf alkol karıştırılmasıyla el dezenfektanı yapılabilir. 80 derecelik kolonya ile çok benzerdir. Ortamların dezenfeksiyonunda kullanılan en etkili yöntem ise ozon ile temizlemedir. Ozon makinesi ile yapılan bu işlem, cihazın ortama konulması ve 20 dakika süre ile etrafa ozon verilmesi ile olur. Ardından ortam havalandırılmalıdır. Kişilerin coronavirüsten korunmalarının en ekonomik ve etkili yolu evde hazırlanan el dezenfektanlarıdır. Marketlerde kolonya bulmakta sorun yaşayan bireyler yukarıda verilen miktarlardaki su ve alkolü karıştırarak kendi el dezenfektan spreylerini hazırlayabilirler. Ayrıca kolonya veya alkolün ele sürüldükten sonra koklanması burun içinde yerleşmiş olan mikroorganizmaların da yapısında bozulmaya sebep olur. Dolayısıyla burunda lokalize olan virüslerin akciğerlere inme ve hastalık oluşturma oranı da bu sayede düşürülebilir.

Reklam

Korona Virüse Karşı Nasıl Hazırlık Yapmamız Gerekir?

0

Yazan Diyetisyen Merve Doyranlı

Korona virüse karşı güçlü bir bağışıklık sistemi oldukça önemlidir. Ancak bağışıklık sistemini herhangi bir yiyecekle artmaz. Dolayısıyla korona virüsün bulaşmasını tek başına beslenme yoluyla maalesef önleyemeyiz. Corona virüsü ile mücadelede şu an için yapılacak en iyi önlem sosyal izolasyon ve iyi hijyen uygulamalardır. Şimdiye kadar otoriteler herhangi bir gıdayı veya gıda bileşenini hastalıktan koruyucu olarak etiketlememiştir. İmmun sistem işleyişine bakır, folat, demir, selenyum, çinko, A, B6, B12, C ve D vitaminler yardımcıdır. Bu vitamin ve minerallerin bulunduğu besinleri tüketmek gerekir. Bu nedenle herhangi bir yiyeceği diğerine tavsiye etmiyoruz, bağışıklık sistemini desteklemek için sağlık ve dengeli bir diyetin sürdürebilmesini teşvik ediyoruz. Dengeli ve sürdürülebilir diyete ek yeterli bir hidrasyon seviyesi de gereklidir. Kilo başına 30 ml kadar su içilmesi günlük su ihtiyacınızı tamamlamaya yardımcı olacaktır.

Reklam

Coronavirüs Hastalığına Karşı Nasıl Korunuruz?

Coronavirüs yaşlılarda büyük oranda ölüm ile sonuçlanmıştır. Bunun sebebi yaşlıların bağışıklık sistemlerinin gençlere göre daha güçsüz olmasıdır. Dolayısıyla bu hastalıkta bağışıklık sisteminin durumu oldukça önemlidir. Mümkün olduğunca doğal gıdaları tercih etmek, probiyotik içeren gıdaları bolca tüketmek ve vitamin içeriği yüksek gıdalardan faydalanmak immün sistem kuvvetlendireceğinden hastalıktan korunma sürecinde önemlidir. Probiyotik gıdalara baktığımızda et suları, kemik suları ve kefir başta gelir. Vitamin içeriği yüksek gıdalar genellikle meyve ve sebze gruplarıdır. Ancak meyve ve sebzelerin maksimum koruyuculuğu hastalıktan önce alınanlardadır. Dolayısıyla herhangi bir hastalık, halsizlik yaşamıyorken başlayacağınız sağlıklı beslenme düzeni, hastalıktan korunmak için önemli bir kalkan görevi görecektir.

Reklam

Corona Virüsü Hangi Yüzeyde Ne Kadar Yaşar?

0

Çin’in Wuhan kendinde ortaya çıkan ve küresel bir pandemik olarak tüm dünyayı etkisi altına alan corona virüsü son derece bulaşıcı olması nedeniyle hepimiz için oldukça korkutucu. Bu virüse karşı daha bilinçli bir mücadele verebilmemiz adına ise her gün yeni araştırmalar yapılmakta.

İnsanların bu tehlikeli solunum yolu hastalığına yakalanmasının önüne geçebilmek adına yapılan yeni bir araştırma, COVID adı verilen bu belalı hastalığın hangi yüzeyde ne kadar yaşayabildiğini ve ne kadar süre bulaşıcılığını koruduğunu gözler önüne seriyor.

U.S. National Institutes of Health’in (ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri) bir parçası olan NIAID, (Ulusal Alerji ve Enfeksiyon Hastalıkları Enstitüsü) çalışanı bilim insanları, enfekte olmuş bir kişiden aldıkları virüsü, öksürme veya dokunma yoluyla temas ettiğimiz günlük yüzeyler üzerinde taklit etmeye çalıştılar. Bilim insanları bunun için, öksürük veya hapşırma ile oluşturulan mikroskobik damlacıkları dağıtmak ve çoğaltmak için aerosol bir cihaz kullandılar. Ardından SARS-CoV-2’nin belirli yüzeylerde ne kadar süre kalıp, bulaşıcılığını ne kadar süre boyunca koruduğunu ters ettiler. Araştırma sonuçları 16 Mart’ta New England Tıp Dergisi’nde çevrimiçi olarak yayınlandığında corona virüs vaka sayısı 5.200’ü geçmişti bile…

ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri tarafından Şubat 2020’de kullanıma sunulan yukarıda gördüğünüz bu tarihsiz elektron mikroskobu görüntüsü, laboratuvarda kültürlenmiş pembe hücrelerin yüzeyinden çıkan Sarı Coronavirus SARS-CoV-2’yi göstermektedir. 2019-nCoV olarak da bilinen virüs COVID-19’a neden olmaktadır. Örnek ABD’deki bir hastadan izole edildi (1).

Coronavirus Havada Kaç Saat Asılı Kalır?

Virüsün biri öksürdüğünde veya hapşırdığında serbest bırakılan damlacıklar tarafından taşındığını zaten biliyorduk. Ancak testler bu şekilde havaya saçılan virüsün en az üç saat boyunca havada canlı halde kalarak enfekte etme gücünü koruduğunu gösterdi. Bir başka deyişle, direk olarak biri yüzünüze öksürmese bile, 3 saat önce öksüren birinin havada bıraktığı virüsü kapmanız teorik olarak mümkün.

Plastik ve paslanmaz çelik yüzeylerde corona virüsü üç gün sonra hala tespit edilebilir haldeydi. Karton yüzeyde ise virüs sadece 24 saat yaşayabiliyordu. Bakır üzerinde ise virüsün etkisiz hale gelmesi 4 saat sürdü. Corona virüsün çelik ve metal üzerinde bu denli uzun süre canlı kalabiliyor olması, bu maddelerle çevrildiğimiz spor salonlarının kapanmasının ne denli doğru bir karar olduğunu da kanıtlamış oluyor.

Araştırma ekibi yarılanma ömrü bakımından da corona virüsü teste tabii tuttular. Aerosol damlacıkları halindeki virüs parçacıklarının yarısının işlevini kaybetmesinin yaklaşık 66 dakika sürdüğü bulundu. Bu, bir saat altı dakika sonra virüs parçacıklarının dörtte üçünün esasen etkisiz hale geleceği, ancak % 25’inin hala etkili olacağı anlamına geliyor. NIAID’in Montana’daki Rocky Mountain Laboratories tesisinde, Neeltje van Doremalen tarafından yürütülen araştırmaya göre, üçüncü saatin sonunda yaşayabilir virüs miktarı % 12.5’e düşüyor. Paslanmaz çelikte, virüs parçacıklarının yarısının inaktif hale gelmesi 5 saat 38 dakika sürmekte. Araştırmacılar, plastikte yarılanma ömrünün ise 6 saat 49 dakika olduğunu buldular.

Peki, corona virüsü ile spor salonunda karşılaşma ihtimaliniz nedir?

Yüzeylere göre Corona Virüsü Yaşam Süreleri:

  • Hava: 3 saat
  • Bakır: 4 saat
  • Karton: 24 saat
  • Paslanmaz çelik: 5 saat 30 dakika
  • Plastik: 6 saat 49 dakika

Virüsün tam hali kartonda 24 saat kalırken yarılanma ömür yaklaşık üç buçuk saatti, ancak araştırmacılar bu sonuçlardaki sayıları yorumlarken verilerde çok fazla değişkenlik olduğunu belirtiyor ve ekliyorlar “bu yüzden çok dikkatli olmanızı öneriyoruz”. Corona virüsünün en kısa hayatta kalma süresi ise, virüsün yarısının 46 dakika içinde etkisiz hale geldiği bakır.

Deneylerinin bir parçası olarak, araştırmacılar aynı deney koşulları altında SARS-CoV-2’nin (COVID-19) stabilitesini SARS-CoV-1 ile de karşılaştırmışlar ve benzer sonuçlar bulmuşlar. Bu da demek oluyor ki, bu virüslerin epidemiyolojik özelliklerindeki farklılıklar muhtemelen diğer faktörlerden kaynaklanmakta.

Evde El Dezenfektanı Nasıl Yapılır? öğrenmek için tıklayın!

Corona virüs ile ilgili araştırmalar her gün devam ediyor ve biz her geçen gün bu virüsü daha yakından tanıyoruz. Yine de hakkında bildiklerimiz çok kısıtlı ve onu tam anlamı ile tanıyıp yenene kadar çok dikkatli olmalı, kişisel temizliğimize özen göstererek yapılan uyarıları yerine getirmeye devam etmeliyiz. Ve yeni bilgiler ışığında öğrendiğimiz üzere sadece kendimizi değil, temas ettiğimiz yüzeyleri de temizlememizde fayda var gibi gözüküyor.

Reklam

Coronavirüs Can Dostumuz Kedilerden Bulaşabilir mi?

Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkan ve tüm dünyaya yayılım göstermekte olan yeni bir salgın ile karşı karşıyayız. Hayatını kaybeden insan sayısının her geçen gün arttığı, bulaştırıcılık oranı yüksek olan, kaynağı henüz tespit edilemeyen ve bu konu hakkında çokça iddianın olduğu coronavirüs hakkında merak edilen sorulardan biri ise, coronavirüs evcil hayvanlar aracılığıyla bulaşır mı? Sosyal medyada son dönemde sıkça sorulan bu soruyu gelin hep birlikte inceleyelim.

Coronavirüsler, bir dizi konağı enfekte edebilen geniş bir virüs ailesidir. İnsanlarda soğuk algınlığı, ağır akut solunum yolu yetersizliği sendromu (SARS) ve Orta Doğu Solunum Sendromu (MERS) gibi hastalıklara neden oldukları bilinmektedir.
Ocak 2020’de Çin’de, Covid-19 olarak bilinen yeni bir korona virüsü çeşidinin patlak verdiği görüldü. SARS ve MERS virüsleri için hayvan rezervuarı bilinmesine rağmen, bu Covid-19 için henüz bu durum doğrulanmış değil. Her üç virüs türü de insanlar arasında bulaşıcı olabiliyor (1).

Covid-19 olarak bilinen yeni koronavirüsün hayvan rezervuarının bilinmemesi, beraberinde birden fazla iddia ve fikir getirdi. Başlangıçta yarasa olarak açıklanan kaynak sonrasında pangolin olarak güncellenmiş olsa da durum hala araştırmaya muhtaç durumda. Kuluçka süresi 2 hafta olan virüs aslında hayvanlar arasında sıkça görülmekte ve taşınmakta. Yeni olan ve korkulan tarafı ise insana bulaşabilen formunun üremesi ve gittikçe viral yapısının değişikliğe uğraması durumu. Peki bu virüsün kedilerimizde olan formu nedir? Cevaplayalım.

Kedi Korona Virüsü Feline Infectious Peritonitis (FIP) Nedir?

Kedi enfeksiyöz peritoniti (FIP), kedi koronavirüsü (FCoV) adı verilen bir virüs türünün neden olduğu ölümcül bir viral hastalıktır. Dünya çapında birçok kedi bu virüsü taşıyabilir. FIP çok kedili evlerde ve barınaklarda çok daha yaygındır. Çoğu kedi; kedi enterik coronavirus taşımaktadır (FECV) ancak bu virüs nadiren kendi içinde hastalığa neden olur. Kedi koronavirüsü, hastalığa neden olma yeteneğine sahip bir virüs türüne mutasyona uğrayınca FIP virüsü olarak adlandırılır. Mutasyonun nadiren meydana gelmesi ise tüylü dostlarımız adına büyük bir şanstır (2).

FIP Belirtileri

Aslında FIP hastalığına özgü spesifik belirtiler bulunmamaktadır; nonspesifik dediğimiz genel hastalık semptomlarını vermektedir. Bunlar semptomlar ise aşağıdaki gibidir:

  • İştahsızlık
  • Kilo kaybı
  • Uyuşukluk
  • İlaca dirençli ateş yüksekliği

FCoV ile Covid-19 Arasındaki Farklar Nelerdir?

Sıkça gündeme gelen bir diğer konu ise kedilerde seyreden koronavirüs ile insanlarda bulunan virüs tipinin aynı olup olmadığı ve bulaşıcılık düzeyinin ne olduğudur. Aydınlatılması gereken bu konu ortaya atılacak bilimsel araştırmadan yoksun fikirler ile kötü sonuçlara yol açabilir. Bu sebeple, bilimsel gelişmelerin ve araştırmaların ışığında konuya yönelmeyi deneyelim.

Koronavirüsler zoonotiktir, yani hayvanlar ve insanlar arasında bulaşırlar. Ayrıntılı araştırmalar SARS-CoV’nin misk kedilerinden insanlara ve MERS-CoV’un develerden insanlara bulaştığını ortaya koymuştur. Bilinen birkaç koronavirüs henüz insanları enfekte etmeden hayvanlarda dolaşmaktadır (3).

FCoV kedilerin asemptomatik olarak taşıyıcılık gösterdikleri bir koronavirüs alt tipidir, çoğu zaman hastalığa sebebiyet vermez. Hastalığa sebebiyet verip gastrointestinal sistem tutulumu yaptığında ise, kedi enfeksiyöz peritoniti (FIP) olarak adlandırılır.  Klinik bulguları, laboratuvar bulguları ve serolojik testlerin desteklemesiyle ancak tanıya gidilebilir. Kedilerin infeksiyöz peritonitis’inin etkin bir tedavisi olmamakla birlikte, kedilere özgü interferon uygulamaları ile birlikte yerleşik veteriner hekimlik uygulamaları, hasta kedinin psikolojisini iyileştirmeye yönelik uygulamaların kombinasyonundan olumlu sonuçlar elde edilebilmektedir (4).

İnsanlarda görülen Covid-19 ise klinik seyir olarak daha çok grip benzeri ;

  • Burun akıntısı
  • Öksürük
  • Boğaz ağrısı
  • Yüksek ateş

Covid-19  ileri vakalarda ve son dönemde solunum yetmezliği ile seyrederken, kedilerde görülen  FCoV  gastrointestinal sistem tutulumuna sekonder multisistem tutulumu göstermektedir. Klinikleri oldukça farklı olan bu koronavirüsler için, kedilerin diğer hayvanlara veya COVID-19 ile sonuçlanan insanlara bir enfeksiyon kaynağı olabileceğine dair bir kanıt yoktur (5).
Sadece kediler değil Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkan bu hastalığının hayvansal kaynağı ilk açıklamalarda yarasalar olarak belirtilip sonrasında pangolin olarak gayriresmi olarak belirtilmesine rağmen yapılmış bilimsel araştırma sayısı oldukça az olup daha çok kanıta muhtaçtır. Virüslerin gen yapısında değişiklik yapma olasılıkları olduğu için gelecekte ne olacağını bilmek pek mümkün olmayabilir. Yine de şu anki durumda en yakın dostlarımız olan kediler bizlere hastalık bulaştırıyor demek acımasızlık olacaktır.

Reklam

Başarıları ile Dikkat Çeken Kadın Yüzücüler

0

Yazan Hilal Zeyneb Saraç

Dünya Kadınlar Günü’nü kutladığımız mart ayında tüm dünyadaki kadın yüzücüleri yaptıkları başarılar ve sosyal değişimleri sporla ilerletmek için övmek istiyorum. Tüm dünyadaki kadın yüzücüler, engelleri aşarak bugüne gelmelerini sağlayan zorlu bir ortak geçmişe sahipler. Günümüzde onlar sadece su üzerinde bir etki yaratmıyorlar, aynı zamanda sporda eşitliği ilerletmek için kulaçlarını atarak dalgalar yaratıyorlar.

Bu yazımda 2019-2020 yıllarında yüzme, açık su yüzme, paralimpik yüzme ve masterlar yüzme branşlarında ilkleri yapan ve önemli başarılar kazanan kadın yüzücülerimizi göreceksiniz.

Bu listeyi okuyarak, siz de sporda kadınların yeri hakkında fikir sahibi olabilir ve değişim yaratmaya yardımcı olabilirsiniz.

Merve Tuncel

2005 doğumlu Tuncel, Fransa’da gerçekleştirilen Camille Muffat Golden Tur yüzme müsabakasında 1500 metrede 16.29.04 ile olimpiyat A barajı geçerek 2020 Tokyo Olimpiyatları vizesini aldı, bu derecesiyle gümüş madalyanın sahibi oldu. 2019 Avrupa Gençlik Olimpik Yaz Festivali’nde (EYOF) 200 metre kelebek yarışında gümüş madalya kazanan milli sporcumuzun 800 metrede olimpiyat B barajı var.

Beril Böcekler

2018 Avrupa Gençler ve Akdeniz Oyunları kadrosunda Türkiye’yi başarıyla temsil eden 2004 doğumlu milli sporcumuz Böcekler 2019 yılında Kazan’da düzenlenen Avrupa Gençler Şampiyonası’nda 1500 metre serbest branşında olimpiyat A barajı geçerek 2020 Tokyo Olimpiyatları biletini aldı. 1500’de elde ettiği dereceyle Türkiye rekoru kırarak gümüş madalyanın sahibi oldu. Aynı şampiyonada 800 metrede de Türkiye rekoru kırarak gümüş madalya aldı. Böylelikle Avrupa Gençler Şampiyonası’nı iki gümüş madalyayla kapayarak tarihi bir başarı elde etti. Avrupa Gençler Şampiyonası’nın hemen ardından Azerbaycan’ın ev sahipliğiyle gerçekleşen 2019 Avrupa Gençlik Olimpik Yaz Festivali’nde (EYOF) 200,400 ve 800 metrede Türkiye rekoru kırarak üç altın madalya kazandı. Buradaki 800 metre performansıyla Olimpiyat A barajı geçen Böcekler 1500’den sonra 800 metrede de olimpiyat kotası aldı.

Viktoria Zeynep Güneş

Güney Kore’de düzenlenen 2019 Dünya Su Sporları Şampiyonası’nda 200 metre karışık yarışında yarı finalde yüzdüğü 2.12.40’lık derecesiyle olimpiyat A barajı geçerek 2020 Tokyo Olimpiyatları’na gitmeye hak kazanan Güneş 2016 Rio Olimpiyatları’nda da Türkiye’yi temsil etmişti. 1998 doğumlu sporcu 2015 yılında Dünya Gençler Şampiyonası’nda 200 metre kurbağa yarışında elde ettiği derecesiyle dünya gençler rekorunun sahibi olmuştu.

Sümeyye Boyacı

2018 Avrupa Paralimpik Yüzme Şampiyonası’nda 50 metre sırtüstü S5 kategorisinde altın madalya kazanan Boyacı, 2019 Dünya Paralimpik Yüzme Şampiyonası’nda ikinci oldu.  Boyacı henüz 13 yaşındayken 2016 Rio Paralimpik Oyunları’nda Türkiye’yi temsil etmişti.

Barbie her sene çeşitli ülkelerden başarılı kadınları rol model seçerek oyuncak bebeklerini üretiyor. Önceki yıllarda Türkiye’den Çağla Kubat ve Gülse Birsel rol model seçilmişti. Barbie 2020 yılı için Sümeyye Boyacı’yı rol model seçti ve oyuncak bebeğini yaptı. Barbie’nin bu projesinin amacı dünya çapında kız çocuklarının potansiyellerinin farkına varıp önyargıları yenmeleri.

Sevilay Öztürk

2003 doğumlu Öztürk, İngiltere’nin ev sahipliğiyle gerçekleşen 2019 Dünya Paralimpik Yüzme Şampiyonası’nda 50 metre kelebek yarışının finalinde elde ettiği derecesi ile S5 kategorisinde bronz madalyanın sahibi oldu.

Hilal Zeyneb Saraç

2016 yılında Dünya Açık Su Yüzme Birliği (WOWSA) tarafından dünyanın en iyi açık su yüzme organizasyonu seçilen, her yıl 59 ülkeden 2400 sporcunun katıldığı Samsung Boğaziçi Kıtalararası Yüzme Yarışı’nda 2018 yılında kadınlar genel klasman şampiyonu olan 1998 doğumlu Saraç, 2019 yılında  31.si gerçekleştirilen yarışta erkekler genel klasman birincisini geride bırakarak boğaz tarihinde ilki başardı.

İpek Yalkı

2019 yılında Güney Kore’de düzenlenen FINA Dünya Masterlar Yüzme Şampiyonası’nda 25-29 yaş kategorisinde yarışan sporcumuz 200 metre sırtüstü yarışında altın madalya, 50 ve 100 metrede ise gümüş madalya alarak şampiyonayı başarıyla tamamladı. Yalkı’nın bu yarışta elde ettiği dereceler aynı zamanda 25-29 yaş kategorisi masterlar Türkiye rekoru.

Pınar İdel

2019 FINA Dünya Masterlar Yüzme Şampiyonası’nda 50-54 yaş kategorisinde yarışan sporcumuz 100 metre kelebek branşında 01:16:18’lik derecesi ile masterlar Türkiye rekoru kırarak bronz madalyanın sahibi oldu. Aynı yarışta İdel 200 metre kelebek branşında 4. sırada yer aldı.

İlerde daha iyilerini yapacağınıza eminiz kızlar!

Reklam

Devasa Omuzlar Geliştirmenizi Sağlayacak 5 Hareket

1

Yazan Eric Broser

Tümüyle gelişmiş, yuvarlak, sert omuz kasları bir vücut geliştiricinin belki de en göze çarpan kas grubudur. Gittiğiniz salondaki adamlara şöyle bir bakın; aralarında illa iri kolları, geniş mi geniş göğüsleri olan bir sürü kişi görürsünüz ama köprücükkemikleri enli, savaş topu gibi iri ve yuvarlak omuzları görmek o kadar kolay olmaz. Çünkü omuzlar, hedeflenmesi kolay olmayan hassas ve karmaşık eklemlerdir. Bu nedenle de omuz güçlendirme egzersizlerini kafanıza göre yapmamalı, akıllıca planlar kurmalısınız.

Omuz genişletme öyle büyük ağırlıkların altına girmekle olacak iş değildir. Gerçi, sizin için çok ağır olan bir ağırlığı kaldırmak, çalıştığınız vücudun bölümü ne olursa olsun bir hatadır, ancak omuz geliştirme egzersizleri yaparken durum gerçekten felaket olabilir. Eğer hazır olmadan önce çok fazla baskı uygularsanız, sizi aylarca sıkıntıya sokacak yaralanmalarla karşı karşıya kalabilirsiniz.

Egzersizlerinizde omuza apayrı bir yer vermeniz kesinlikle önemlidir. Omuz üç kafadan oluşur – ön (ön delt), medial (yan delt) ve arka (arka delt) (1). Gerçekten tatmin edici bir omuz seansı için üçünü de üst sırttaki trapezius kası ile birlikte çalıştırdığınız deltoid hareketleri yapmanız gerekir.

Omuz geliştirme grafiğinizi normalden anormal seviyeye yükseltecek olan, yapılarını akıllı numaralar ve değişikliklerle güncellediğim temel omuz geliştirme hareketleri devasa omuzlar gerçekleştirmenize yardımcı olacak. Hazırsanız, hemen başlayalım!

Hareket: Reverse Cable Flye

Hile: Oturarak yapın

Yapılışı:

45-60 dereceye ayarlanmış bir spor sehpasını, makarası en alta alınmış kablo makinesinden 30 santim kadar uzak bir yere yerleştirip üstüne oturun. Bu harekette düşük ağırlık kullanacaksınız. Kablonun ucundan tutup avuçlarınızı yere döndürün. Dirseği hafif bükük tutarak arka omzunuz tamamen kasılana dek yavaşça reverse (ters) flye hareketi yapın. (Kanatları çalıştırmamak için çok arkaya çekmeyin.)

Sonuç:

Bu hareket arka omzu daha iyi izole edip tekrarın başından sonuna baskıyı daim tutuyor. Tek kolla yapılıyor olması ise büyüme potansiyelini arttırıyor.

Omuz sağlığınızı korumak için evde omuz kası geliştirme hareketleri yapabilirsiniz!

Hareket: Cable Front Raise

Hile: Eğimli sehpada yapın

Yapılışı:

Normalde kullandığınızdan %75 daha ağır bir çift dambıl alıp 45 dereceye ayarlanmış sehpaya oturun. Kollarınız hafif bükük, göğüs yukarıda, omuzlar arkada pozisyonda avuçlarınız direkt yere doğru dönene kadar dambılları yanlarınıza doğru açın. Kollarınız yeniden yanlarda sarkana kadar kontrollü şekilde alçaltın.

Sonuç:

Hareketin açısı omuzları alışık olmadığı bir şekilde çalıştırarak büyümeyi tetikliyor (ve inşallah sizi kapılardan sığmayacak kadar irileştiriyor). Temel hareketler az da olsa farklı bir düzlemde uygulandığında, daha önce miskin kalan bazı kas lifleri uyarılıyor. Hareketlerin açılarını değiştirerek daha önce kullanılmayan lifleri uyarabilirsiniz.

Omuz eklemlerinize iyi gelecek takviye öenerilerini öğrenmek için tıklayın!

Hareket: Machine Press

Hile: Avuç içte, gövde ayarlanmış şekilde tek seferde tek kolla uygulayın.

Yapılışı:

Sapları nötr tutuşla tutabileceğiniz şekilde shoulder press makinesine oturun. Ve gövdenizi, omzunuz direkt elinizin altına gelecek şekilde ayarlayın. Tam kilitlenme noktasına ramak kala yukarı basın ve omuzdaki baskıyı gevşetmeyin. Ön omzun tamamının çalıştığını hissederek yavaşça alçaltın.

Sonuç:

Hareket bu şekilde yapıldığında yan omzu çalıştırırken direkt ön omza vurursunuz. Omzun ön kısmının büyüdüğünü, genelinin yuvarlaklaştığını ve üst göğsün belirginleştiğini fark edeceksiniz.

Hareket: Cable Lateral Raise

Hile: Eğimli sehpaya yanlamasına oturarak yapın.

Yapılışı:

35-45 dereceye ayarlanmış sehpaya oturup ayaklarınızı alt seviyeye çekilmiş kablo makinesinden (ucunda D sap takılı olsun) 1 metre kadar önüne yerleştirin. Sapı kavrayıp sehpaya yanlamasına uzanın. Kolu düz ve uyluğunuzun 5 santim kadar üzerinde tutarak başlayın. Kolunuzu gövdenizle aynı hizada tutarak yan omzunuz tamamen kasılana kadar ağırlığı kaldırın. Başlangıç pozisyonuna yavaşça alçaltmadan önce 1-2 saniye bu pozisyonda bekleyin.

Sonuç:

Bu egzersizde kullanılan yeni açı, yeni motor havuzu birimlerini harekete geçirerek daha önce hedeflenememiş kas liflerini yoruyor. İlaveten, tekrarların baş ve sonlarındaki artış gösteren baskı yan omuzları daha çok çalışmaya zorluyor.

Reklam